(¯`·.(¯`·.EğLenCe SehRi Ve GüvenLik Platformu'a HoŞ GeLDiNiZ .·´¯).·´¯)

Hoşgeldin; Misafir !
ARKADAŞLAR UZUN BİR ARADAN SONRA TEKRAR EGLENCE SEHRİMİZİ SİZLERE SUNUYORUZ
 
AnasayfaPortalTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ////// 18. YÜZYIL FELSEFESİ ///////

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Kont

avatar

Mesaj Sayısı : 568
Yaş : 28
Nerden : ZaZaKisTaN
Ruh Halim :
Tuttugu takım :
Müzik Türü :
Dikkat : <marquee>Daha kaliteli hizmet alabilmek icin Profil bilgilerinizi eksiksiz doldurmanızı tavsiye ederim !! Admin</marquee>
Kayıt tarihi : 02/09/08

MesajKonu: ////// 18. YÜZYIL FELSEFESİ ///////   Çarş. Eyl. 03, 2008 6:19 am

18. YÜZYIL FELSEFESİ



(AYDINLANMA)

Avrupa’da 17. yüzyılın ikinci yarısıyla 19. yüzyılın ilk çeyreğini kapsayan ve önde gelen birtakım filozofların aklı insan yaşamındaki mutlak yönetici ve yol gösterici yapma ve insan zihniyle bireyin bilincini bilginin ışığıyla aydınlatma yönündeki çabalarıyla seçkinleşen kültürel dönem bilimsel keşif ve felsefi eleştiri çağı felsefi ve toplumsal hareket.
Aydınlanma hareketi içinde yer alan düşünürler. düşünce ve ifade özgürlüğü dini eleştiri akıl ve bilimin değerine duyulan inanç sosyal ilerlemeyle bireyciliğe önem verme başta olmak üzere bir dizi ilerici fikrin gelişimine katkıda bulunmuşlardır. öyle ki söz konusu temel ve laik fikirlerin modern toplumların ortaya çıkışında büyük bir rolü olmuştur.
Genel olarak değerlendirildiğinde Aydınlanmayı belirleyen birtakım tavır ya da eğilimden söz edilebilir. Bunlar sırasıyla hümanizm deizm veya ateizm akılcılık ilerlemecilik iyimserlik ve evrenselciliktir. Bunlardan hümanizm Aydınlanmada her şeyden önce dünyanın sınırları doğa tarafından değil de ulusal sınırlar tarafından çizilen insan! bir dünya olduğu anlamına gelir. Dünya Tanrı tarafından yaratılmıştır fakat o artık insanların elindedir. Buna göre dünya insanın değerleri tutkuları umut ve korkularıyla belirlenen insani bir evrede bulunmaktadır. Bu evrede insanın evrensel olan doğasına büyük bir inanç beslenmiştir. Temel duyguların fikirlerin her yerde aynı olup ulusal kültürel ve ırk bakımından olan farklı­lıkların yapay olduğu savunulur. Aydınlanma boyunca bir yandan farklılıklara hoşgörüyle bakılırken bir yandan da insanın doğası ve gerçek anlamı gün ışığına çıkartılmaya çalışılır. ‘İnsani olan hiçbir şey bana yabancı değildir’ sözü Aydınlanmanın en önde gelen sloganlarından biridir.
Aydınlanmada hümanizmi tamamlayan tavır ise ateizm veya deizmdir. Başka bir deyişle Aydınlanmanın hemen tüm düşünürleri çoğunluk ateist ya da deist idiler. Hıristiyanlıktan nefret eden bu düşünürler batıl inançlarla bağnazlık ve dini insanlığın ilerlemesi önündeki en büyük engel olarak görmüşlerdir. İnanç ve dine karşı çıkarken akıl ve bilime sarılan Aydınlanma düşüncesi Tanrı’nın evrene müdahalesine kesinlikle karşı çıkmış ve bilimin gerektirdiği kendi içinde kapalı ve düzenli bir sistem olarak evren görüşünü benimserken Tanrı’yı en iyi durumda bir seyirci durumuna indirgemiştir.
Akılcılık ise Aydınlanmada insanın rasyonelliğine doğuştan getirdiği aklına inançla belirlenir. Buna göre akıl insana matemati­ğin en soyut en karmaşık doğrularını anlama ve öğrendiği bu doğruları evrene uygulama olanağı vermiştir. Aklı yine insana iyi planlanmış gözlem ve deneylere dayanarak doğayla ilgili sorular sorup yanıtlama imkanı sağlamıştır. Bununla birlikte akla ve insanın rasyonelliğine duyulan inanç doğa bilimleri ve matematik alanındaki başarılarla sınırlanmış değildir. Bu çerçeve içinde bütün bir toplumun insan doğasına ve hümanizmin değerlerine göre aklın ışığında yeniden düzenlenmesi gerektiği inancı Aydınlanmanın en önemli inançlarından bir başkasıdır. Bu dönemde din bile aklın süzgecinden geçirilir ve dinin kendisinden çok akıl yoluyla temellendirilemeyen batıl inançlara saldırılır.
Aydınlanmanın akılcılığını tamamlayan şey sınırsız iyimserlik olmuştur. Bu iyimserliğin temelinde ise evrenin tüm yönleri ve her ayrıntısıyla rasyonel olduğu inancı bulunmaktadır. Fiziki evren rasyonel olduğuna göre onda bir düzen vardır ve bu düzeni belirleyen şey de belli sayıdaki rasyonel ilkelerdir. İnsan varlığı akıllı bir varlık olduğundan ya da insan zihninin kendisi de rasyonel olduğundan o bu ilkeleri keşfetme ve evrendeki düzeni anlayabilme kapasitesine sahip bir varlıktır. Öte yandan insan iradesini belirleyen öğe de akıl olduğu için insan evrenin yapısına ve düzenine ilişkin bilgisine dayanarak eylemek durumundadır. Bundan dolayı insan varlığı yalnızca kendisini değil içinde yaşadığı toplumsal düzeni de geliştirip yetkinleştirebilir.
Bu bağlamda Aydınlanmaya damgasını vuran bir diğer özellik insan doğasının evrenselliğine duyulan inançtan başka bir şey değildir. Buna göre herkes aynı akla sahip olduğundan herkes aynı rasyonelliği sergilediğinden uygun bir eğitim sürecinden geçmiş olan herkes aynı doğru sonuçlara ulaşmak durumundadır.
Aydınlanmanın sonuncu ve en belirleyici yönü ilerlemeciliktir. Aydınlanma hareketi içinde yer alan düşünürlere göre Avrupa bütün bir Ortaçağ boyunca süren bir batıl itikatlar ve bağnazlık dönemini geride bırakmıştır. Bu bağnazlığın yıkılışında din karşısında kesin bir zafer kazanan bilimin etkisi büyük olmuştur. Modern bilim evrenin tüm farklı görünüşlere rağmen temelde çok büyük fakat oldukça basit ve düzenli bir mekanizma olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu düzenli evrenin bir parçası olan insanın olup insanla içinde yaşadığı toplum bu bilgi ışığında sonsuzca geliştirebilir. İnsanın refahı açısından büyük bir ilerleme kaydedilmiş olduğuna göre sınırsız ve sürekli bir ilerlemeyi engelleyecek hiçbir şey yoktur.
GENEL ÖZELLİKLERİ
Akla duyulan güven nedeniyle sadece dinsel değil siyasi otporitelerede başkaldırılmıştır.
Laik bir dünya düzeni benimsenmiştir.
düşüncw özgürlüğü ve hoşgörü fikri ortaya çıkmıştır.
Sistemci felsefelerin yerini ; dil kültür toplum sosyal düzen konusundaki düşünceler almıştır.
Filozofun yerini aydın düşünür yazar almıştır.

Döneme Damga Vuran İsimler: Locke Berkeley Hume La Mettrie Kant Fichte Schelling Rousseau Voltaire Montesquieu A. Smith Condorcet Hegel.

19. yüzyılın en tipik özelliği siyasi ideolojiler çağı olmasıdır.
18.yy.da aydınlanma sadece dine ve geleneğe değil
siyasi otoriteyede başkaldırarak devletin gücünü azaltıp bireyin gücünü arttırmayı amaçlamıştır.
O yüzden de siyasette ve ekonomide liberalizmin yıldızı parlamıştır.
Ancak arzu edilen eşitlik güvenlik yine sağlanamamıştır. Buna tepki olarak 19.yy.da sosyalizm ortaya çıkmış ve eşitlik kavramına önem vermiştir.
19.yy liberalizm ile sosyalizmin çekiştiği bir ideolojiler çağı olmuştur.

GENEL ÖZELLİKLERİ
Sosyal ve siyasal sorunlara yönelme ideolojilerin öne çıkması.
Olgulara dayalı bilim anlayışı.
Din ve geleneğe karşı olma.
Yeni kültür ve insan tipi arayışlarına yönelmedir
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
////// 18. YÜZYIL FELSEFESİ ///////
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
(¯`·.(¯`·.EğLenCe SehRi Ve GüvenLik Platformu'a HoŞ GeLDiNiZ .·´¯).·´¯) :: Eglence Sehri Cafe :: Derin Konular; Edebiyat/Felsefe-
Buraya geçin: